• Volkan

PAMUK İMPARATORLUĞU ~ Sven Beckert

Pamuk İmparatorluğu: Tek Bir Meta ile Kapitalizmin Küresel Tarihi

© 2014, Sven Beckert

© Say Yayınları, 2015

1. baskı: 2018, İstanbul

İngilizceden çeviren: Ali Nalbant



(Sf. 10) Bu kitap, Avrupa'nın pamuk imparatorluğunun yükselişinin ve çöküşünün öyküsüdür. Fakat pamuğun merkeziliği yüzünden, öyküsü de aynı zamanda küresel kapitalizmin, dolayısıyla da modern dünyanın oluşumunun ve yeniden oluşumunun öyküsüdür.

Yine Emrah Safa Gürkan'ın tavsiyesine uyarak alıp okuduğum Sven Beckert'ın bu muhteşem kitabı, küresel kapitalizmin yanısıra modern dünya dinamiklerinin oluşumu ve günümüz gelir eşitsizliği, hammadde ve malların doğal görünen rotaları, dünyanın uzak bölgeleri arasında kurulan bağlantılar gibi yapbozun bir çok parçasını ustalıkla birleştiriyor.


(Sf. 24) Bu kitap boyunca görünüşte önemsiz olan tek bir mala, pamuğa bakarak, devasa bir gizemi çözceğiz: Modern dünyanın kökeni nerededir?


Çoğu tarım toplumlarında mevsime göre muazzam değişiklikler gösteren işçilik ihtiyacına karşılık, aylarca depolanabilen pamuk sayesinde geçici tekstil işçiliğine yönelebilme imkânı, pamuğun sihirli doğasında ilk dikkate alınabilecek konu olabilir.


Amerika'da, Afrika'da ve Asya'da ayrı ayrı ortaya çıkan pamuğun, tüm bu coğrafyalarda karmaşık üretim ve ticaret ağlarına evrilmesi ise uzun sürmüyor.


Bu karmaşık ticaret ağlarının merkezindeki Hindistan'da üretilen pamuklu kumaşlar, Roma İmparatorluğu'na, Çin'e, Arap dünyasına ve Afrika'ya kervanlarla, gemilerle ulaşarak satılmaya başlıyor, seçkinlerin aradığı kumaş haline gelen Hint pamukluları tüm coğrafyanın takdirini kazanıyor.


Fazlasıyla emek yoğun üretime sahip olan pamuklu ürünlerin kısa sürede önemli bir değer kaynağı ve değiş tokuş hale gelmesi; uzun mesafelere bozulmadan kolayca taşınabilen ve değerli de olan pamuklu kumaşların hükümdarlar tarafından haraç ve vergi olarak da kabul edilmeye başlaması da "uzun" sürmüyor.


Pamuklu kumaş, vergi ödemenin pratik bir aracı olarak, Çin'de, tüm Afrika'da, Güneydoğu Asya'da ve Orta Amerika'da döviz olarak da kullanılıyordu. ... Bir parça pamuklu kumaş, modern öncesi dünyanın hemen her yerinde ihtiyaç duyulan her şeyi; yiyecek, mamul mal, hatta güvenlik bile satın alabiliyordu. (Sf. 43)

Sven Beckert bunlarla birlikte hiç beklenmedik yerlerden de vuruyor... Çevresel yaşam şartları pek giyinmeyi gerektirmeyen toplumlara daha önce hayal bile edilemeyecek "iffetli" bir giyim tarzını aşılayan İslamiyet ve İslamiyet'in yayılmasıyla İber Yarımadası-ndan (o güne kadar keten ve yün ile giyinmenin genel kural olduğu, pamuğun "kuzu bitkisinden" -bir bitkinin çiçeklerinde bulunan kuzuların yünlerinden- yapıldığı düşünülen) Avrupa'ya girişiyle yayılışı;


16. yüzyılda pamuk ihracatını kısıtlayan Osmanlı İmparatorluğu sayesinde mahvolan Kuzey İtalya ve Almanya pamuk sanayileri; ama sonrasında bunların sorunun kaynağının pamuk tedarikçisi halklara boyun eğdirmemiş olmaları olduğunu fark etmeleri, Akdeniz'den ziyade Atlantik'e odaklanarak bu kuralı değiştirmeye "yeminli" Avrupalıların, kürsel kapitalizmin kurallarını yazıyor olacakları acı gerçeği... birinci bölümde bir çırpıda anlatılıyor.



Sonrasında ise bu 600 sayfalık kitabı hızlıca okumanızı sağlayan 13 bölüm daha var.


1784'te İngiltere'de bir ırmağın gücünü kullanarak eğirme işine yeni bir bakış getirip, peşisıra sanayi kapitalizminin ve bugün bildiğimiz dünyanın tohumlarının atılması;


Hammaddesini yerel olarak temin etmekten mahrum bir sanayinin serpilmek için Asya'nın teknolojilerine ve Afrika'nın pazarlarına ilaveten Amerika'dan gelecek hammaddeye ihtiyaç duymasıyla küresel olarak entegre olmuş ilk sanayii kurması;


Osmanlı'nın işgücü kıtlığı ve feodal ilişkilerin katılığı sebebiyle Avrupa'ya sağlayama-dığı pamuğun, Hindistan'dan da Doğu Hindistan Şirketi'nin de Avrupa'ya ihracatı ekonomik sebeplerle kısıtlanmasıyla sırasıyla Karayip adaları ve Güney Amerika'nın bu hammaddeyi sağlamaya talip olması ve önce topraklarını, sonra da köleleri seferber etmesi (1784-1791 arasında kıtaya çeyrek milyon Afrikalı köle satılmıştır); daha sonra da ABD'nin bu pazara girip tüm küresel piyasaları çalkalandırması;


ABD'de pamuk ekimi için uygun toprakların fark edilmesinden sonra daha da çok Afrikalı'nın köle olarak ABD'ye satılması (1783-1808 arasında 170.000 kişi) ve özellikle güney topraklarının pamuk yetiştirmede zirveye çıkması; bununla beraber İngiltere gazete ve dergilerinde köleler özgür kalacak olursa pamuklu kumaş fiyatlarının %100-%200 kadar artabileceği ve İngiltere için yıkıcı. sonuçlar doğurabileceğinin yayınlanıyor olması;


Bilgiye erişimin öneminin artmasıyla, bunu resmileştirme arzusundaki tüccarların topluca organize olması, ticaret birliklerinin oluşması...



Tabi kırılmalardan bir tanesinin sonuçlarına da detaylıca değiniliyor; 1861'de ABD'de Kuzey (Birlik) ve Güney (Konfederasyon) arasında çıkan iç savaş ve sonuçları. ABD'nin pamuk ihracatının durma noktasına gelmesi ve Avrupa'daki fabrikaların bir bir kapanması.


Köleliğin kalkmasından sonra Avrupa'nın pamuk talebine karşılık verebilmek için sadece ABD'de değil düm dünyada yeniden evrilen çiftlikler, toprak sahipliği mekanizmaları, köylülerin işçilik üzerinde koymaya çalıştığı kontrol ve dahası.


Bazı kısımları çok spesifik bilgilerle, rakamlarla, tablolarla örüldüğü için biraz uzunca gelen bir kitap ama tarih notlarımın arasındaki bazı boşlukları güzelce doldurdu.


Yorum ve önerileriniz için şimdiden teşekkürler.

Volkan

2 views0 comments