TÜRKÇE | ENGLISH

 

 

 

 

Bu kitaptan neler ögrendim...

• Afganistan'da Farsça konuşulduğunu...

• Afganistan'da Peştunlar adında egemen bir etnik grup ile, Hazaralar adında bir azınlığın yaşadığını...

• Cumhuriyetin 1973'de sivil bir darbeyle ilan edildiğini...

• Afganistan'ın 1979-1989 yılları arasında Sovyet işgalinde kaldığını...

• Sovyetlerin çekilmesinden sonra iktidara gelen "Taliban"ın, çoğunluğu Peştunlar'dan oluşan radikal bir İslami grup olduğunu...

• Taliban'ın anlamının "İslam Öğrencileri" olduğunu...

 

Bu kitabı neden sevdim...

• Bana, "acaba bu öykü gerçek mi" diye düşündürdüğü için...

• 24. bölümün sonunu okuyunca bana şok geçirtip, kitabı elimden atmama sebep olacak kadar sahici olduğu için...

• Tarih ve öykü, biyografi gibi ilginç bir dille sunulduğu için...

• 1970'lerden, 2000'lere kadar bir çırpıda gelebildiği için... Belki de benim hayatımla aynı dönemde geçtiği için...

 

Begendigim kısımlardan alıntılar...    

Sf. 37

...

O akşam iki sayfalık öykümü aldım, basamakları çıktım, Baba'nın sigara odasına girdim. Baba'yla Rahim Han pipo içiyor, konyaklarını yudumluyordu.

"Ne var, Emir?" diye sordu Baba; divana yayılmış, ellerini ensesinde kavuşturmuştu. Mavimsi duman başının çevresinde dönüp duruyordu. Ateş saçan gözleri karşısında boğazım kuruyuverdi. Genzimi temizledim, bir öykü yazdığımı söyledim.

Baba başını salladı, yüzünde zorlama bir ilgiye işaret eden, cılız bir gülümseme belirdi. "Bak işte bu çok güzel, öyle değil mi?" dedi. Başka bir şey de eklemedi. Duman bulutunun gerisinden bana bakmayı sürdürdü.

Bir dakika kadar öylece durdum; bugüne kadar yaşadığım en uzun dakikadır. Saniyeler tek tek, damla damla akıyor, birbirini izleyen saniyelerin arasında bir sonsuzluk uzanıyordu. Hava ağırlaşmış, nemlenmiş, neredeyse katılaşmıştı. Hava değil, tuğla soluyordum. Baba bana dik dik bakmayı sürdürüyor, hadi oku, demiyordu.

...

 

Sf. 225

 

Emir Süreyya ile çocuklarının olmayacağını öğrendikten ve tedavilerden de sonuç alamayacakları anlaşıldıktan sonra :

 

...

Bazen, Süreyya yanımda uyurken öylece yatar, esintide bir kapanıp bir açılan tahta kepenklerin gıcırtısını, cırcırböceklerinin bahçeyi dolduran cıvıltısını dinlerim. Ve Süreyya'nın rahmindeki boşluğu neredeyse elimle dokunurcasına hissederim; yaşayan, soluk alan birşey gibi. O boşluk evliliğimize, kahkahalarımıza ve sevişmelerimize sinsice sızdı. Gecenin ilerleyen saatlerinde, yatak odamızın karanlığında onun Süreyya'nın bedeninden ayrılıp aramıza girdiğini, yerleştiğini hissederim. Aramızda uyuduğunu. Yeni doğmuş bir bebek gibi.

 
   

 

 

copyright © 2003 ~ Khaled Hosseini

copyright © 2004 ~ Everest Yayınları

 

05.01.2010